Çocuk Gelişimi, Yaşam

Çocuğum Yemek Yemiyor!

Ailecek birlikte oturulan sofralar bana hep birliği, beraberliği, paylaşmayı, huzuru hissettirir.

Çocuklar yaşadıklarını zihinlerine kaydederler

Yaşadığımız bu zamanda en çok baktığımız şey sanırım birbirimizin gözlerinden çok akıllı ekranlar… Konu biz yetişkinler olunca bu bir yere kadar hoş görülebilir. Ama konu çocuklarımız olunca… Onlar tüm hayata bakışlarını çocukluk anıları ve gözlemleri üzerine inşa ediyorlar. Bizimle etkileşimde bulunarak, sohbet ederek, izleyerek, taklit ederek… Yaradılışları böyle… Üstelik de yeni doğan bile olsa her şeyi ses, görüntü ve mimiklerle beraber kayıt ediyorlar haberiniz olsun. İşte tam da bu noktada çocuklarımızın her şeyi soğuran zihinlerine neleri kaydettiğimiz çok büyük önem kazanıyor.

Çocukluklarınızla hatırlayacakları güzel anılar oluşturun birlikte. Zihinlerine huzurlu, keyifli sahneler yerleştirin. Zorlaya zorlaya aktivitelere katılın beraber demiyorum…. Göz göze bakarak yemek yapmak olur, bir yaşında bile olsa sohbet, keşif dolu güzel bir yürüyüş olur birlikte, evde minik bir topla güle oynaya oyun oynamak, dans etmek olur, bu kadar basit şeyler.

Sofralar, ailecek beraber olunan yerler

Dönelim sofralara. Ailecek bir arada olduğumuz, karşılıklı birbirimizin gözlerine bakma şansımız olan ender zamanlardan yemek zamanları. Çocuğunuzun zihnine mutlaka kaydedeceğiniz sahnelerin başında olsun sofralar. Birlik beraberliği, desteği, sohbeti, aile kavramını yerleştirir zihnine, öyle tanımlamasını sağlar. Yemek yese de yemese de sofrada bir arada olun. Sofrayı hep beraber kurup beraber kaldırın. O minik tepsiyi tuta tuta mutfağa taşıyabilmek var ya, çok iyi bir el göz koordinasyon becerisi örneğin.

Bir düzeniniz olsun. Yemek zamanının sabah ve akşam belli olması beden için de iyidir. Hep beraber oturun sofraya. Herkes eline bir tepsi alıp televizyon karşısına geçiyorsa beraber olma şansı, sohbet şansı kaçıyor demektir.

Çocuklar için de yemek yemek doğal bir ihtiyaçtır

Yemek yemeyi doğal bir ihtiyaç değilmiş gibi ittire ittire alkışla, telefonla, tabletle, çizgi filmle geçiştirmeyin. Çocuğun damak tadının gelişmesi de çok önemli. Ekrana bakarken yediğinin farkında olmaz,  doyduğundan bir şey anlamaz, damak zevki gelişemeyebilir.

Yemek yerken yarıştırmayın çocuğunuzu. “Sen yemezsen ben yerim”, “Ona veririm”, “Kim daha çabuk bitirirse o kazanır” “Kim birinci olacak bakalım” gibi cümlelerle birbirine kırdırarak yemek yenmez. Gene çocuk yediğinden bir şey anlamaz. O anda amacınıza ulaşsanız da, uzun vadede çocuğunuzda psikolojik sıkıntı olarak size geri dönebilir bu cümleleriniz.

Yemeğini yiyene ödül vermeyin, hele de tatlı ödülü. Tatlı diğerlerinden daha cazip ama zararlı bir yiyecek, artık hepimiz biliyoruz. Yemeğini bitirirsen çikolata veririm gibi ödüllerle çocuğu güdülediğinizde şöyle şeyler yaşayabilirsiniz: “Yemeğimi yersem ne vereceksin?” “Dondurma almazsan yemem.” “Şu cipsten almazsan yemem.”….  Yediği yemeği sanki kötü, mecburen yenmesi gereken geçiştirilesi bir şey olarak görüp, cips, tatlı, vs. yiyecekleri asıl hedef haline getirirsiniz. Artık ana besini bu istemediğiniz yiyecekler olmaya başlar… Doğal olarak acıkıp yiyeceği yemeği, yapay bir ödüle bağlamış olursunuz. Acıkma duygusu da körelebilir.

Çocuk için keyfe özel yemek hazırlamayın. Herkese başka yemek, paşalara(!) prenseslere(!) özel patates kızartması olmasın sofrada. Sofrada olanı yesin, istediklerinden daha çok, diğerlerinden tadımlık. Birkaç seçenek olursa yeme şansı artabilir. Bu seçenekler sebze yemeği, yoğurt, salata da olabilir. İşte size üç çeşit yemek…

Sofrayı reddedip oturmazsa, sonra ona özel yemekle elinizde tepsiyle yanına gitmeyin. Yemek zamanları ailecek keyifli vakit geçirme zamanları aynı zamanda. herkes sofraya otursun. Yemeğin tadına, lezzetine varın. Keyifle sohbet edin. Basitçe o gün neler yaptığınızı konuşun mesela. Eşinizle birbirinize yakınacağınız, dertleşeceğiniz konuları değil, güzel örnekleri konuşun. Ya da olumsuz bir şey yaşadıysanız da sonunda bağlayacağınız olumlu bir çözüm ya da davranış olsun. Mesela “Gelirken yolda bi kedi gördüm, çok susamıştı galiba, ona su verdim.” gibi. Bu cümle çocuğunuzda çözüm üretmeyi, harekete geçmeyi, tatmin olmayı uyandırır.

“Sokak hayvanları perişan oluyor. Sokakta bir kedi gördüm, açlıktan susuzluktan miyavlayıp duruyordu” gibi cümleler olmasın konuşmalarınızda. Bu cümle durup dururken umutsuzluk, çaresizlik yerleştirebilir gönlüne.

Hani çocuğa söylemeyin, önce siz yapın, o zaten sizi taklit eder diyoruz ya, işte tam da o. Bir de bu güzel hareketi birlikte sokaktayken gördüğünüz bir kediye su vererek davranışta da yaşatırsanız işte size gurur duyulası bir çocukluk hatırası. Ona hayvanlara karşı da duyarlı olmayı, farkında olmayı öğrettiniz, tebrikler :)

İşte böyle, sofralar ailecek birlikte olmak için çok değerli, bu fırsatı değerlendirin.

Sevgilerimle,

Ayşegül Karahan Ertuğrul

Eğitimci, Ebeveyn Danışmanı

Not: Siz de çocuğunuzun gelişimini nasıl destekleyeceğinizi öğrenmek ya da bilinçaltınızdaki engelleri şifalandırıp rahatlamak isterseniz buradan bana ulaşın. Yardımcı olmaktan keyif duyarım. Sevgiler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s