"Güvenli Bağlanma" Adem Güneş

Slogan: “Vaktinde ve Yeterince”

 

Adem Güneş’in Güvenli Bağlanma adlı kitabından, ihtiyaçların vaktinde ve yeterince karşılanmasının önemi, ihmal, suistimal ve şiddet konularına bakıyoruz.

Güven duygusunun oluşmasındaki temel faktör ihtiyaçların “vaktinde ve yeterince” karşılanmasıdır.
S.73 İhtiyaç olarak fizyolojik, ruhsal, duygusal çalkantılar, korkular, anlamsız sevgi ihtiyacı, mahcubiyet anı, uykuya dalma sırasında çocuğun yaşadığı haller gibi birçok durum sıralanabilir. ….özellikle ilk iki yıl ve dört yıla kadar azalan bir süreçte çocuğun duygusal ihtiyaçları koşulsuz, çocukla uyum içinde giderilmelidir. S.73

…çocuğun içinde ilk dört guvenli baglanmayaş döneminde anneyi çağırarak kandırma, oyun oynama, suiistimal etme gibi anormal duygular yoktur. Sadece bu dönem “ihtiyaç” dönemidir, ihtiyacı kim karşılarsa çocuk ona bağlanır.

Eğer anne oğlunun- kızının ihtiyacına cevap vermiyorsa çocuk ağlamanın veya ısrarın şiddetini arttırır. Zamanla da “hırslı” biri haline gelir. Hırs, çocuk ruh sağlığı açısından zararlıdır. Çocuklar bunu öğrenmemelidir. Çünkü hırs reaksiyoner bir duygu durumudur. Sağlıklı çocuklar reaksiyoner değil aksiyoner duyguları yetenek haline getirmelidir. S. 74

Pedagog ve psikologlara uyku problemi sebebiyle getirilen çocukların çoğunda anneyle bağlanamama sorunu vardır.

Eğer çocuk anneyle doyuma erişmişse dingindir, iç aleminin kendisini yönelttiği tarafa “sakince” gider. Yani uykusu geldiğinde kafasını koyup uyur. Damak tadı güçlü olur, acıktığında açlığını hisseder ve sorunsuzca yemeğini yer. S.76

…çocuk duygusal doyuma eriştiğinde zaten anneyi bırakır, oynamaya, sorunsuzca uyumaya başlar. Hatta anne öpüp dokunmak istese dahi onu reddeder.

İhtiyaçların gereğinden fazla karşılanması da oldukça problemlidir, bağlanmada sorun oluşturur…. Çocuğuna aşırı sevgi göstererek… çocuk böyle yoğun bir sevgi içine bırakılırsa bunun “bağımlısı” olur. Bu aşırı sevgi ortamını sunmak çok defa anne babayı da yorar. Kişi ebeveynlerinden gördüğü aşırı sevgiyi, ihtimamı yaşamın diğer alanlarında bulamadıkça mutsuzlaşır. Arkadaş ortamında kendisinin sevilmediğini düşünür. Evlendiğinde eşinin “doğal” sevgisini yetersiz bulur. S.80

Pedagoji ihtiyacın vaktinde giderilmemesini “ihmal” olarak niteler. Çocuk – ebeveyn bağlanmasını engelleyen en güçlü etkenlerden biri çocuğun ihmale uğramasıdır. İhmale uğrayan çocuklar bağlanamaz. Bunun yanı sıra, çocuk davranış bozukluklarının diğer önemli iki sebebi suiistimal ve şiddettir.

Birçok anne baba henüz “ben” ruh yapısından, “biz”e erişememiş olmanın bir sonucu olarak çocuklarını ihmal ettiklerini bile fark edemiyor. Çocuklarıyla kurdukları iletişimde “Benim de bir hayatım var, her zaman senin arkanı toplayamam ki” diyerek “bilinçli”, “İş yerinde çok yoruluyorum. Bir dediğini iki etmeyip istediğin her şeyi alıyorum. Daha ne yapmam gerekiyor?” serzenişinde bulunarak “bilinçsiz” ya da annenin sağlık problemleri sebebiyle “zorunlu” şekilde ihmal ediyor. S.81

suiistimaller düzenli aile yaşamında ebeveyn tarafından bilinçsizce oluşturulanlardır. Mesela…. ebeveyn…“Beni öpmezsen çikolata vermem. Beni sevmiyorsan küserim” cümleleriyle çocuğunu suiistimal eder. …Bu tutum çocuğun güven duygusunu kırar, kendini emniyette hissetmesini engeller. S.82

….yetişkin çocuğun kişiliğini oluştururken onu kendi haline bırakmalı, onda kendi duygularını ve yetersizliklerini tatmin etme çabasına girişmemelidir. Bu şekilde muhatap alınmış çocukların bağlanmaları daha doğal, daha güçlü olur. Aksi takdirde çocuk suiistimal edildiğini fark ettiği an bağlanmalarını koparır.

Bir de ebeveynlerin farkına varmadan çocuklarına yönelttikleri şiddet var ki bu da “çocuğun dövülmesinden” çok daha farklı, derin bir problem. Örneğin annesini devamlı yanında isteyen, ondan duygusal ihtiyacını giderememiş bir çocuk oldukça sıkıntılıdır. Genellikle annesini çok yorup sinirlendirir. Anne çocuğun verdiği bunaltıdan kurtulmak için onu “iter, reddeder”. Çocuk anne bağlanmasına vurulan en büyük darbe ise budur. S.84

“Yeter artık intihar edeceğim, öldüreceğim kendimi”, “Atarım seni aşağıya”, “Seni bohçacılara vereceğim”, “Babandan ayrılacağım, sizi terk edeceğim” gibi söylemlere kişinin psikolojisini bozacağı, ağır travmatik haller yaşatacağı için psikolojik şiddet diyoruz.

Duygusal şiddet ise annenin çocuğuna küsüp “Seni sevmiyorum, bıktım senin yaptıklarından” demesidir ve kişide suçluluk, yetersizlik ve değersizlik gibi üç temel duyguyu uyandırır. Mesela çocuğa yaptığı hatadan dolayı ”Bu kaçıncı yanlışın? Yine beceremedin işte!” demek çocuğa hem suçluluk hem de yetersizlik hissi verir.

Ebeveynlerin sıklıkla başvurdukları “Ben senin yaşındayken okulda çok başarılıydım. Ama sen bir türlü sınavlardan yüksek puan alamıyorsun” tarzındaki büyüklenmeler de duygusal şiddete girer.

Çocuğun herhangi bir konu hakkındaki fikri, duruşu ya da söylemi için ona aşağılayıcı bakış atma, dudak büzme, “of, bıktım senden” deme de değersizlik hissini uyandırır. S.92

… şiddete maruz kalan çocuklar adım adım edilginleşir, sahte benlik oluşturur, sonra da duyarsızlaşır. S.93

Güven duygusu emniyet hissini oluşturur. Emniyet hissi ile var olan biri, kişiliğine zarar verilmeyecek olmasının keyfini yaşar. Aksi takdirde oldukça kasılır, kendini tehlikelerden koruma çabası içine girer, gerginleşir.

Emniyet hissinin oluşmasında iki temel faktör vardır. Birincisi kişinin kendini var olduğu haliyle ortaya koyabilmesi, ikincisi de bu hal ile çevresi tarafından kabul edilmesidir. … sürekli engellenen, hayallerine itiraz edilen çocuklar bir süre sonra ebeveynle bir şey paylaşmamaya başlar ve her duyguyu kendi içinde yaşar. s.96

….ebeveynlik rehberliktir. Bu kılavuzun en önemli özelliği ise rehberlik yaptığı kişiye tesir edebilmektir. Bu tesir zorla ve baskıyla değil, gönüllü bir bağlanma süreciyle oluşur.

Çocukla ebeveyn arasındaki güvenli bağlanmanın zarara uğramaması için rehberlik esnasında kişinin yanlışlarının bulunup çıkartılmaması, ayıplarının yüzüne vurulmaması, çocuksu hatalara göz yumulmaması gerekir ki ebeveyn tesir gücünü kaybetmesin.

Örneğin çocuk yere çöp atıp yeri kirletebilir. …. Ebeveyn “sana kaç kere dedim yere çöp atma” diye onu eleştirmek yerine neden çöp atılmayacağını, doğanın kirlenmesinin nelere sebep olacağını çocuğun anlayabileceği bir dil kullanarak onu anlatmalıdır. S.98

Bazı aileler …. “mükemmel insan” beklentisi içine girer. Dolayısıyla çocuklarının iyi meslekler edinmesini, okul hayatında başarılı olmasını ister. Halbuki her çocuk özeldir ve keşfedilmesi gereken kabiliyeti, çok başarılı olacağı bir ya da birkaç yetenek alanı muhakkak vardır.

….kıyaslar da çocuğun kendini emniyette hissetmesini engeller. Bzen ebeveyn “Ahmet Beylerin oğlu bak ne kadar güzel, akıllı uslu oturuyor” der. Halbuki kendi çocuğu bu şekilde oturabilecek biri değildir. Ama çocuk ebeveynin gözünde değerli olmak için kendine örnek gösterilenler gibi olmaya çabalar. Böylece kendi doğal halini kaybetmekle kalmaz, sürekli kaygı yaşar, emniyet hissi yok olur. Ruhsal gelişimindeki diğer adımlar da bu vesileyle yarım kalır. S. 99-100

Çocuk arkadaşıyla ya da kardeşiyle çatışma halinde iken ebeveyn ona müdahale eder ve çatışmayı çözmeden olayı sonlandırmaya çalışırsa çocuk yine kendini emniyetsiz hisseder. S.100

Kendini emniyette hissetmeyen çocuklar ise düşüncelerini maalesef rahatça dile getiremezler. S.101

Kendi gibi olabilmiş çocuklar….. oldukça rahattır. Keyiflice oynamaya, “of” demeye, diklenmeye, en önemlisi de dillenip düşüncelerini ifade etmeye başlarlar. S. 100

Kaynak: Adem Güneş, Güvenli Bağlanma Timaş Yayınları Mart, 2014

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s