"Korku Kültürü" Doğan Cüceloğlu

Kalıplayan anababanın amacı ne?

korku kültürü (2)Doğan Cüceloğlu’nun Korku Kültürü kitabından bu kez kalıplayan anababanın yaklaşımını, isteklerini, varsayımını paylaşacağım.

 

“Ruhu öldürmek, bedeni öldürmekten daha büyük bir cinayettir.” Gerhart Hauptmann s. 192

sözü, bir süre kalakalmama neden oldu kitapta. Ruhu geliştirmeyip, insanın ruhsal ihtiyaçlarını görmezden gelmenin büyük bir yanlış olduğunu yaşayarak anlamıştım. Fakat bu derece önemli olduğunu net bir şekilde görmüş oldum.

O yüzden “Aman çocuk ne anlar?!” şeklinde yaklaşımları bir kenara bırakalım, ve bir daha dönüp bakmayalım lütfen. Birbirimizle selamlaşırken anne babasinin elinden tutmuş, sohbetimize katilan miniklere de göz hizalarına inip selam verelim lütfen. Gözlerine bakalım, onlara değer verdiğimizi, onların değerli olduklarını hissettirelim. Onları görmezden gelmeyelim. Unutmamak gerek, onlar bizim boyumuza ulaşıp belli diplomaların sahibi olduklarında değil, doğduklarından beri “insan”, aramızda, hissediyor, düşünüyor ve anlıyor.

 

Şimdi, çocuklara ne yaparak onlara zarar verdiğimizi bilelim ki, bunu bir daha yapmayalım. Kalıplayan anababanın amacı, topluma ters düşmeyen, toplumun beklentilerine uygun şekilde çocuk yetiştirmek. Temel pusula, “söz dinleyen” bir çocuk olması. Çünkü çocuk doğrusunu bilmez, ama onlar- yani anne, baba, büyükler- bilirler. Bir diğer neden de, bu kültürde en temel değer ‘güç’ olduğu için , büyükler çocuklarıyla ilişkilerinde hep güçlü olmalıdırlar. Mesela ilişkilerinde, konuşan-söz dinleyen, yöneten-yönetilen, nasihat eden-edilen durumlar olmalı. Peki bu duruma uyan bir çocuğun özellikleri neler olur? s. 194-196

  •  Bi kere söz dinlemeli. Annesine babasına sormadan, kendi başına iş yapmamalı.

Tanıdık geldi mi? Hani bizim çok sevdiğimiz, söz dinleyen, uyumlu, uslu çocuklar bunlar. Ben de onlardandım.

  •  Anne babanın yüzünü kızartacak hiçbir şey söyleyip yapmamalı.
  •   Sınıfın birincisi olmalı, okulundan en iyi dereceyle mezun olmalı.
  • Üniversiteye giriş sınavlarında Türkiye derecesi alarak üniversiteye girmeli.
  • Herkesin saygı duyacağı bir meslek seçmeli.

Doktor olmalı mesela, önemli bir mühendis olmalı, ama yükseğinden. Olunacak en yüksek en havalı hangi meslek varsa ondan olmalı.

  • Mesleğinde iyi para kazanan biri olmalı
  • Bilinen bir ailenin kızıyla/oğluyla evlenmeli, ve o ailenin parasal olanakları kendi ailesinden daha aşağıda olmamalıdır
  • Evlendikten sonra anababasına yakın oturmalıdır, kendi anababasını hem kendi hem eşi sürekli ziyaret etmelidir, olmazsa telefonla aramalıdır
  •  Toplumun takdirini kazanmış biri olmalıdır.

 

Böyle iyi evlat adlı bir ürün ortaya çıkarmak isteyen kalıplayan anababanın yöntemi nereden gelir?

Bu anababaların bildikleri gelenek görenek kaynaklıdır. Bunun dışında çocukla ilgiyi bilimsel bilgiye ilgileri yoktur. Buna ihtiyaç da duymazlar, çünkü çocuğun kendine özgü bir değeri ve anlamı yoktur. “Çünkü o ayrı, bağımsız, anlamlı, saygı duyulacak biri olarak yaşamlarında yer almaz.” s.195

Peki, gelenek görenekle ilgili bilgi sahibi olan anababa çocukla ilgili ne bilir?

Çocuk yaramazdır, söz dinlemez, kendi başına bırakırsan hoşa gitmeyen bir sürü şey yapar. s. 196 Hatırlarsınız, bu sistem zaten bireyin doğuştan kötü olduğunu kabul ediyordu.

Bunları düşünen anababa çocuğuyla nasıl konuşur?

“Orayı karıştırma!”, “Onu elleme, bırak!”, “Evladım dokunma, kırarsın!”, “Koşma düşersin!”, “O yemek bitecek!”, “Yemeğini bitir!” ve daha niceleri gelenek göreneğe bağlı anababanın ürettiği eylemlerden. s.196

“Bu listede çocuğun kendisine bırakılmış bir seçim, onun canının önemsendiği bir ifade bulamazsınız. Bütün niyet, otoriteyi, gücü elinde bulunduran yetişkinlerin beklentilerine uygun olarak çocuğu kalıplamaktır”. s. 201

Oysa gelenek göreneğin yanında bilim, bunun yanında da çocuğu iyi takip etmek, çocuğun özünü, gönlünü anlamak ve tanımak çok önemli.

Neredeyse hepimize çocukluk dönemlerinden tanıdık gelen bu bir kaç cümlenin aslında çocuğa “sen yoksun” dediğini, onu değersiz, saygı duyulmaz bir konuma getirdiğini hiç düşünmüş müydünüz?

Kaynak: Doğan Cüceloğlu, Korku Kültürü Remzi Kitabevi Mart, 2008

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s